|
Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda |
|
TBMM Genel Kurulunda, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, sözleşmede belirtilen asgari ödeme tutarı, dönem borcunun yüzde 20'sinden aşağı olamayacak. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankasının olumlu görüşünü alarak, bu oranı yüzde 40'a kadar arttırabilecek ya da yüzde 20'ye kadar azaltabilecek, belirtilen sınırlar dahilinde bu oranı kart hamili grupları itibarıyla farklılaştırabilecek.
Kart sahibi, hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarını son ödeme tarihinde ödemezse, sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamayacak.
31 Mayıs 2009 tarihi itibariyle, haklarında ihtar çekilenler, haklarında icra takibi başlatılanlar ve kredi kartı borcu bulunanlar, kanunun yayımı tarihinden itibaren 60 gün içerisinde bankalara, başvurmaları halinde, belirlenen esaslar dahilinde icra takibine konu olmuş takip, dava masraf ve harçlarını ve nispi kanuni vekalet ücretinin yüzde 25'ini de kabul edilen plan çerçevesinde ödeme hakkına sahip olacak.
Hesaplanan ödeme planına esas borç tutarı; başvuru tarihinden itibaren 30 gün içerisinde bir defada ya da taksitle ödenirse, herhangi bir ilave borç hesaplamasına gidilmeyecek.
Ödeme planına esas borcun vadeli olarak ödenmesi talep edilirse, aylık eşit taksitler şeklinde ödenecek borç tutarı; 6 aylık vade için 1,04, 12 aylık vade için 1,08, 24 aylık vade için 1,18, 36 aylık vade için 1,26 ile çarpılacak; hesaplanacak tutar ay sayısına bölünerek hesaplanacak. Vadeli ödemelerde ilk taksit peşin olarak ödenecek.
Kredi kartı borçlusunun başvurusu ve yapılan ödeme planı doğrultusunda, taksit tutarlarını ödemesi şartıyla, yapılmış işlemler saklı kalmak kaydıyla icra işlemleri duracak.
|
|
|
KREDİ KARTI BORÇLULARININ DİKKATİNE! |
|
KREDİ KARTI BORÇLULARININ DİKKATİNE!
* Okuyunuz: Tüketi/yorum, Engin Başaran köşe yazısı 31 Mayıs 2009 tarihi itibariyle; * Ödeme ihtarı çekilmiş, * İcra takibi başlatılmış,* Bankalarca takibe alınmış,* Üst üste 3 ay hiç ödeme yapılmamış Kredi kartı borçları için yeni bir ödeme planı uygulanacak. LÜTFEN DİKKAT!ANA PARAYI iyi hesaplayınız. Bankaya veya avukatına bırakmayınız.Mutlaka bizzat gelerek Derneğinizden yardım alınız.tüm eş-dost ve tanıdıklarınıza yardımcı olunuz.Ne yazık ki Yargıtay kararlarına ve yüz binlerce tüketicilerin itirazına rağmen KREDİ KARTI BEDELLERİ KALDIRILMADI; KALDIRILMADIĞI GİBİ ARTTIRILDI. Lütfen tek bir kredi kartından başkalarını iptal ettiriniz. Asgari ödemeyi değil, tüm borcu zamanında ödeyiniz. Kredi kartı borçlarına yeni bir ödeme planı getiren bu düzenlemeden 30 Nisan 2009 itibariyle 874 bin 657 vatandaş yararlanacak. 1 milyon 301 bin 302 kredi kartında tahsili gecikmiş ve takibe alınmış kredi miktarı 3 milyar 107 milyon liradır. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, yeni düzenlemeyi şu örneklerle anlattı: ''Örneğin 2008 yılının Ocak ayında 3 ay vadeli mevduat faizi yüzde 17,61. Bunu aylığa getirdiğinizde 1,38'i buluyorsunuz. Bu şekilde ay ay hesap ettiğiniz zaman 31 Mayıs 2009 itibariyle ve geriye doğru hesapları yaptığınızda 2009 Ocak'ından 2009'un 31 Mayıs'ına kadar 100 liralık borç 122,03 olarak geliyor.
Diyelim ki Mayıs 2006'da temerrüde düşmüş, Mayıs 2006'dan itibaren ödenemeyecek duruma düşmüş bir kredi kartı borcu. Rakam da diyelim ki 1.000 lira. Aylık yüzde 5,5'luk gecikme faizi varsayımıyla ki 1.000 liralık borç, 3 senede 2.980 lira oluyor. Oysa yeni endeks hesabında 1.000 liralık borç, 3 yılda 1.502,50 kuruş oluyor. Rakamda neredeyse yarı yarıya bir düşüş oluyor. - Eğer kredi kartlı borçlusu, kanun çıktıktan sonra 60 gün içinde başvurup, bunu defaten ödemek isterse 1.502 lira ödüyor ve borcu kapanıyor. Her türlü takip bitiyor.
- Yeniden yapılandırılan borçları 3 ay üst üste ödenmediğinde sözleşme geçersiz sayılıyor.
Bunu 6 ayda ödemek isterse, 1.502 lirayı, taksitlendirme katsayıları ile çarpıyoruz 1.562 lira oluyor. Bunu 6'ya bölüyoruz, 260 liralık aylık taksitler halinde ödeniyor.
Eğer 36 ayda ödemek isterse, aylık taksit 52 lira oluyor.
Diğer yandan borcun taksitli yapılandırılmasında faiz oranı değil " Katsayılar" kullanılmaktadır. Taksitle ödenmek istenirse; 6 ayda geri ödenmek istenirse 1.04 12 ayda ödenmek istenirse 1.08 24 aylık vade için 1.18 36 aylık vade için 1.26 katsayısı ile çarpılarak toplam borç bulunacaktır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
BASIN AÇIKLAMASI 16.06.2009 KREDİ KARTLARI YENİDEN YAPILANDIRMA |
|
Tüketicilerimizin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi ve kredi kartı kullanımında sürdürülebilir bir kalite ortamının yaratılması ve kredi kartı kullanımının yaygınlaştırılarak kayıt dışı ekonominin kayıt içerisine alınması için 15.06.2009 tarihinde Devlet Bakanı Sayın Ali BABACAN tarafından açıklanan Kredi kartları ile ilgili yeni düzenleme ve düzenleme içeriği öncelikle konuya çözüm bulunması açısından -geç atılmış bir adım olsa dahi- olumludur; ancak yasa’da gördüğümüz aksaklıkların kanun yapıcılar tarafından dikkate alınmasını önemle kamuoyu ile paylaşmayı görev saymaktayız. Böylelikle yeni düzenlemenin yasalaşmasından önce aşağıda yer alan eksikliklerin giderilmesi ve tamamlanması “ TOPLUMSAL BARIŞ VE HUZUR” açısından son derece önemlidir ve bu aşamada düzenleme ile ilgili TÜDER’ in görüşleri aşağıda belirtilmiştir: 1.Bu yasa tasarısı bugün ödeyememe durumuna düşmüş ve icralık olmuş tüm tüketicilerimize ciddi kolaylık getirmektedir, ancak sorunun bir daha yaşanmaması için kalıcı bir çözüm olmaktan son derece uzaktır ve TÜDER olarak öngörümüz şudur ki; önümüzdeki 3-4 yıl içerisinde yeniden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulacaktır. Bunun önüne geçilmesi gereken en önemli düzenleme “ Kredi Kartı Faizlerinin “ bugünkü nokta’dan tüketici kredisi faiz oranlarına yakın bir rakama indirilmesidir. Türkiye Bankalar Birliği tarafından açıklanan TRLLİBOR oranlarına bakıldığında bankaların birbirlerinden yaptıkları borçlanma faiz oranları 3 ay için % 10 civarındadır.Oysaki bugün geçerli olan Kredi kartı aylık gecikme faiz oranı % 4.71 ve yıllık % 56.52’dir.Bu bankaların kaynak maliyetinin yaklaşık 6 katıdır.Bu fahiş bir faiz oranıdır ve Tüketiciler bu faiz oranlarının altında ezilmektedir.Bu üründeki faiz oranlarının yüksek olması gerektiği yönündeki açıklamalarda talihsiz açıklamalardır.Çünkü riskin bu derece dağıtıldığı bir üründe risk primi son derece düşük olmalıdır.Kredi kartı faiz oranlarının makul seviyeye çekilmesi bir ihtiyaç ve bir zorunluluktur. 2.Sayın BABACAN’ın yaptığı Basın açıklamasında “ Genel Ekonomik Çerçeve” içerisinde kredi kartı kullanımının yaygınlaşması gerektiği ifade edilmektedir ve bu Ekonominin kayıt içerisine alınması için çok önemlidir ancak bunu yaygınlaştırmak için Tüketiciler tarafından kabul edilmeyen ve itiraz edilen kredi kart ücretlerinin kesinlikle kaldırılması gerekmektedir. Son dönemde 2.000.000.adet kredi kartının sadece “ ÜYELİK ÜCRETİ” “ KREDİ KART ÜCRETİ” nedeniyle iptal edildiğini göz önünden çıkarmamak gerekir( !).Oysa büyük oranda bu nedenle iptal edilen kredi kartlarının yaygınlaşması (doğru kullanıldığı takdirde)biz Tüketiciler Derneği’nin de tercihidir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
TÜDER'den ÜCRETSİZ FİNANS VE DİLEKÇE HİZMETİ |
TAKİPTE OLAN KREDİ KARTI BORÇLULARINA 31 Mayıs 2009 tarihi itibariyle;* Ödeme ihtarı çekilmiş, * İcra takibi başlatılmış,* Bankalarca takibe alınmış, Kredi kartı borçları için yeni bir ödeme planı uygulanacak.
Kredi kartı borçlarına yeni bir ödeme planı getiren bu düzenlemeden 30 Nisan 2009 itibariyle 874 bin 657 vatandaş yararlanacak. 1 milyon 301 bin 302 kredi kartında tahsili gecikmiş ve takibe alınmış kredi miktarı 3 milyar 107 milyon liradır. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, yeni düzenlemeyi şu örneklerle anlattı:
''Örneğin 2008 yılının Ocak ayında 3 ay vadeli mevduat faizi yüzde 17,61. Bunu aylığa getirdiğinizde 1,38'i buluyorsunuz. Bu şekilde ay ay hesap ettiğiniz zaman 31 Mayıs 2009 itibariyle ve geriye doğru hesapları yaptığınızda 2009 Ocak'ından 2009'un 31 Mayıs'ına kadar 100 liralık borç 122,03 olarak geliyor.
Diyelim ki Mayıs 2006'da temerrüde düşmüş, Mayıs 2006'dan itibaren ödenemeyecek duruma düşmüş bir kredi kartı borcu. Rakam da diyelim ki 1.000 lira. Aylık yüzde 5,5'luk gecikme faizi varsayımıyla ki 1.000 liralık borç, 3 senede 2.980 lira oluyor. Oysa yeni endeks hesabında 1.000 liralık borç, 3 yılda 1.502,50 kuruş oluyor. Rakamda neredeyse yarı yarıya bir düşüş oluyor. · Eğer kredi kartlı borçlusu, kanun çıktıktan sonra 60 gün içinde başvurup, bunu defaten ödemek isterse 1.502 lira ödüyor ve borcu kapanıyor. Her türlü takip bitiyor.
Bunu 6 ayda ödemek isterse, 1.502 lirayı, taksitlendirme katsayıları ile çarpıyoruz 1.562 lira oluyor. Bunu 6'ya bölüyoruz, 260 liralık aylık taksitler halinde ödeniyor.
Eğer 36 ayda ödemek isterse, aylık taksit 52 lira oluyor. Kasım 2008'de bin liralık kredi kartı borcu temerrüde düştüyse, aylık yüzde 5'lik gecikme faizi varsayımıyla bu rakam 1.300 liraya çıkıyor. Endekse göre ise 1.081 lira oluyor. 36 aya kadar sadece aylık 37 liralık taksitlerle bu borcu ödemek mümkün.''
DÖVİZE ENDEKSLİ KREDİ KULLANANLARA
'Türkiye'de dövize endeksli tüketici kredilerinin toplam tüketici kredilerine oranı yüzde 4,4 civarındadır. Yeni düzenlemeyle tüketicilerin, dövize endeksli kredi kullanımına getirilen yeni düzenlemeyle tüketicilerin karşı karşıya kaldığı kur riskinin ortadan kaldırılması ve tüketicilerin kur riski üstlenmelerinin de tamamen önüne geçilmesi hedeflenmektedir. |
|
|
TÜKETİM ALIŞKANLIKLARIMIZI DEĞİŞTİRELİM |
|
TÜKETİM ALIŞKANLIKLARIMIZI DEĞİŞTİRELİM YAŞAM TÜKENMEDEN *Ayağımızı yorganımıza göre uzatabilmek ve mutluluğu, huzuru alışverişin dışında arayarak “Kişisel gelişimi arttıracak” çabalara zaman ayırmak. * Modanın esiri olmamak. * Cazip kampanya, promosyon ve fiyat indirimlerine kanmamak, alışveriş tuzaklarına düşmemek, ihtiyacının dışında alışveriş yapmamak. “Kazanacağımızı umduğumuz (!)paralarla değil, kazandığımız paralarla yaşamayı öğrenmek. * Yakalandığımız tüketim çılgınlığından ders almak ve borçlanmadan, kredi kartlarına aylarca taksit yapmadan, limitleri aşmadan, kazandığımız kadar harcamasını öğrenmek. *Tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamak, az gelirlerimizle 17 ay gibi kısa sürede dünyanın en sık cep telefonunu değiştiren tüketicileri olmaktan kurtulmak. * Enerjiyi tasarruf ederek verimli kullanma bilincini kazanmak. * Alışveriş yapmadan önce mutlaka bütçe yapmak. Bütçe yaparken gelirin bir kısmını zorunlu giderler için ayırmak. ( Kira, elektrik, su, eğitim, sağlık). Bütçenin geri kalan kısmını harcarken (eğer kaldıysa !) çok daha dikkatli harcamak, borçlanmamaya özen göstermek. * Bir mal veya hizmete yönelmeden önce ihtiyaçları belirlemek ve önemine göre – çok önemliden az önemliye göre- sıralamak, en çok ihtiyaç duyulan mal veya hizmeti belirlemek ve liste yaparak alışverişe çıkmak. * Satın almadan önce piyasa araştırması yapmak ve kalite - fiyat karşılaştırması yapmak. * Alışverişlerde eş, dost ve tanıdıkların fikrini almak. * Aç, hasta ve yorgunken alışverişe çıkmamak. * Asla fişsiz veya faturasız alışveriş yapmamak. * Etiketsiz ürünleri satın almamak. * Kredi kartlarıyla son ödeme tarihinde ödeyebilecek kadar alışveriş yapmak. * Kredi limitlerini aşmamak ve son ödeme tarihinde mutlaka borcun tamamını ödemek.Yalnızca asgari ödemeyi yapmanın ÇOK PAHALI KREDİ KULLANMA ANLAMINA geldiğini unutmamak. * Satın alınan bir takım mallarda, malın üstünde yazan fiyatın dışında, nakliye ve servis ücreti adı altında, ek ödemeler yapıp yapılmayacağını araştırmak. * Satış sözleşmelerini, özellikle ince ve küçük yazıları, imzalamadan önce dikkatlice okumak. * * Performansı sonradan ortaya çıkacak durumlarda, mutlaka sözleşme yapmak, siparişin istenen tüm niteliklerini, ödeme şeklini,teslim tarihini mutlaka sözleşmede belirlemek ve sipariş tamamlanıncaya kadar paranın tamamını ödememek.(Plastik pencere, mobilya, çelik kapı vb.) * Satıcının her önerdiğini hemen kabul etmemek ve kararı satıcıya bırakmamak. * Bayram öncesi, bayram günleri ve turistik bölgelerde alışverişleri en aza indirgemek. * Gıda alışverişi yaparken meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketmek, geleneksel- kendi el üretimimize dayalı sağlıklı yemekleri evde tercih etmek. * Mümkün olduğunca doğal, katkısız ürünleri tercih etmek. * Nerede üretildiği belirsiz, ruhsatsız, üretim ve son tarihleri bulunmayan, açıkta satılan, gıdalardan uzak durmak. * Giyim eşyası tüketiminde, en çok dikkat edilmesi gereken sürekli yenilerini almak yerine mevcutları değerlendirmek, ufak-tefek değişiklikler yapılarak yılın modasına veya evin küçüğüne göre uyarlamak. * Anneannelerin, dedelerin bir yazlık bir kışlık giysileriyle ömürlerini geçirdiklerini, gömlek yakalarını değiştirerek, gereğinde yamayarak uzun zaman giydiklerini ve mutluluklarını kısa süreli satın alımlara bağlamadıklarını anımsayalım. “Ucuz” diye alınan, birkaç kez giyildikten sonra atılan, özellikle Uzak Doğu’dan ithal edilmiş boyalarının dahi kanserojen olduğu tartışılan ürünlere fazla rağbet etmemek. * Özel markalı, lüks giyim kuşam peşinde olmamak, gelire eşit dayanıklı, özellikle yerli tekstili kullanmaya özen göstermek. * Kullanılmayan giysilerin temizlenerek, ütülenerek ve düzgün paketlenerek ikinci kez muhtaçların kullanımını sağlamak. * Elektronik aletleri satın alırken; ihtiyacını ve alacağı ürünün özelliklerini önceden iyice belirlemek. * Standardı, garantisi, Türkçe kullanım kılavuzu olan ürünleri ve yetkili servis ağının yaygınlığını soruşturarak almak. * Çok az bilinen, adı duyulmamış ürünlere rağbet etmemek. * kalmadıkça tek kişi otomobil kullanmamak, toplu taşıma araçlarından yararlanmak, ortak işe gidip gelmeye özen göstermek. * BİLİNÇLİ TÜKETİCİ BİLİNÇLİ ÇEVRECİDİR, gerçeğinden hareketle; elektriği bilinçli kullanmak; aydınlanmada, ısınmada, pişirmede, temizlemede en verimli alet ve yöntemleri tercih etmek. * Enerji tasarruflu ampulleri kullanmak, ışığı boşa yakmamak, elektrikli aletleri fişte “Stand” tuşunda bırakmamak, çamaşır ve bulaşıkları gece 22 00’den sonra (en ucuz)yıkamak ve çabuk pişiren yalıtkan tencere ve düdüklü tencereleri kullanmak. * Önemli bir enerji kaynağı olan suyun bir damlasının bile boşa akmasına izin vermemek. Bozulan contaları tamir ettirmek, (Hastaneler, okullar, camiler DİKKAT!) diş fırçalarken - duş alırken – traş olurken suyun boşa akmasına izin vermemek, çamaşır-bulaşık makinalarını tam doldurmadan çalıştırmamak, satınalımlarda enerji tasarruflu aygıtları tercih etmek. * SATIN ALINAN TÜM ÜRÜNLERDE ÇEVRE DUYARLI OLMASINA ( çevrede kaybolan -geri dönüşebilen-geri kazanılabilen ambalajlı ürünler)DİKKAT ETMEK. * BİLİNÇLİ TÜKETİCİ; AZ ÇÖP ÜRETİR gerçeğinden hareketle çöp ayrışımına katkıda bulunmak. * Her zaman “TASARRUFLU OLMAK“, alışveriş tuzaklarına düşmemek, ihtiyacının dışında alışveriş yapmamak, bankadaki birikimleri kısa vadeli mevduatta değerlendirmek, yastık altı birikimleri muhafaza etmek, büyük borçlanmalara girmemek. Engin Başaran
|
|
|
Özel İletişim Vergisi Faturalı Hatlarda yüzde 5, Faturasız Hatlarda yüzde 25 |
|
Ekonomik Krizi Önlemeye İlişkin olarak oluşturulan Ekonomik Tedbir Paketi kapsamında yer alan 18.02.2009 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşan tasarı uyarınca, 5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 14 üncü maddesi ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun Özel İletişim Vergisi başlıklı 39 uncu maddesinde birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu düzenlemeler ile kablolu, kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmetine ilişkin Özel İletişim Vergisi yüzde 5`e indirilmiştir. 6802 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinde yapılan bu değişiklikler 1/3/2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun uygulanmasına ilişkin 5 seri no.lu Özel İletişim Vergisi Genel Tebliği ise 02.05.2009 tarihinde yayımlanmış bulunmaktadır. Söz konusu Tebliğ uyarınca; GSM operatörleri tarafından verilen her nevi mobil telekomünikasyon işletmeciliği kapsamındaki tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetlerinin yüzde 25 oranında tabi bulunduğu ÖİV; bu mükelleflerin 1 Mart 2009 tarihinden itibaren verdiği internet erişim hizmetlerinde -bu hizmetlerin ayrıştırılabilmesi şartıyla- yüzde 5 oranında uygulanacağı belirtilmiştir. Faturalı hat abonelerinin ay içerisinde aldıkları hizmetler GSM operatörlerince ay sonlarında fatura düzenlenmek suretiyle tahsil edildiğinden, faturalar üzerinde hizmetler ayrıştırılabilmekte, mobil internet erişim hizmetleri ve diğer haberleşme hizmetleri fatura üzerinde ayrı ayrı gösterilebilmekte ve mobil internet erişim hizmetleri üzerinden %5 oranında ÖİV rahatlıkla hesaplanabilmektedir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
KADİR TOPBAŞTAN BİR HAFTASONU OPERASYONU |
|
Ekonomik kriz tüm toplumu; işçiyi, işvereni, tüccarı,esnafı kısacası tüm tüketicileri kasıp kavururken yad eller KDV-ÖTV vergilerini indirip, vatandaşların temel ihtiyaçlarının üzerindeki yükü mümkün olduğunca hafifletip alışveriş yapacak ellerini rahatlatırken , daha yeni seçimden çıkmış, vatandaşın teveccühünü kazanmış Sn. Topbaş; HAFTASONU ELÇABUKLUĞU MARİFETİYLE “TÜKETİCİLERİN EN VAZGEÇİLMEZ TEMEL İHTİYACI OLAN ŞEHİRİÇİ ULAŞIMINA” ZAM YAPARAK TEŞEKKÜR ETTİ. Seçim dönemlerinde “BENİM HALKIM, BENİM VATANDAŞIM” diye haykıranların, bugün yaptıklarını anlamıyor, anlayamıyoruz! “VATANDAŞ” ın bu kadar hafife alınmasını kabul etmiyor, alınan paraları “HELAL ETMİYORUZ”! |
|
|
PARALARIN ELDEN ELE GEÇMESİNE İZİN VERMEYELİM. |
|
Aslında bu şikayet ve önerilerimin, ülkemizdeki birçok şehir, ilçe, belde insanının da ortak şikayetleri olduğunu düşünüyor, insanların diğer canlılardan farkılıklarından birisinin de, sabır ve tahammül duygusunu taşıması olduğuna inanıyorum. Bu sebeple ki bu şikayet ve önerimi ancak bugün kaleme alarak sizlere ulaştırıyorum. Muhakkak daha önceleri, başka şekillerde de olsa aynı şeyleri başka insanlarımız da iletmiştir. Ancak bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum.20 Mayıs 2009 sabah saat 08:30 sıralarında, Kızılay-Güvenparktaki minibüs duraklarındaki ODTÜ-Armada minibüslerinden (06 J 0628) birisine, Armada alışveriş merkezinde inmek üzere bindim.Şöför arkasındaki koltuk boş olduğu için oraya oturmak durumunda kaldım.Şöförün, araç hareket saatine kadar araca binmediğini, ücretleri de toplamadığına şahit oldum.Ne zaman ki, şöför araca bindi, araç hareket etti... o zaman ücretleri elden ele ulaştırılmasını rica etti...Tabi benimde muavinlik görevim başlamış oldu.Takdir edersiniz ve muhakkak sizde yaşamış olduğunuz gibi, ..paraları al, ..şöföre uzat,..para üstünü almak üzere şöförün eline doğru uzan ! (çünkü kendileri araç kullandıkları için sadece sağ kollarını yan tarafa açarak avucundaki para üstünü elinden almamız beklenmektedir), arka sıralardakilere para üstünü aktar.. ki, arkada oturan yolcu senin gibi değilse, ya ayağa kalkacaksın, ya da başkasına uzatacaksın, tabi bu arada keriz yerine konulduğunu, kullanıldığını anlayacaksın ve sinirlerin bozulacak.Kimin ne olduğunu bilmeden, hijyen kurallarını unutarak, mikrop dolu paraları elden ele dolaştırarak, insanlarımızın bağışıklı sistemlerinin güçlenmesine katkıda bulunacaksın...Bütün bunlar NİYE ? Çünkü araç sahibi insanımız, şöför kardeşimiz daha fazla para kazansın, kazanırken fazla yorulmasın, kazancından da EKSİLME OLMASIN ... (ALLAH daha çok kazançlar nasip etsin, ama hakkıyla...) ÇÖZÜM ÖNERİSİ 1Halbuki, ülkemizde istihdam sorunu var, işsizlik var... Kime ne ! Bir muavin alsa, sağ ön koltuğunu ona ayırsa, paraları toplatıp, para üstlerini verse, ne olacak ki ? Her minibüs 1 (BİR) muavin işe almış olacak...Ankara için örnek, 1000 Minibüs var ise, 1000 işsize iş kapısı açılmış olacak...İşsizlik sorununa katkıda bulunulacak ve istihdam yaratılmış olacak...Hizmet almak üzere minibüse binen insanlarımız da muavinlik görevinden kurtulacak... ÇÖZÜM ÖNERİSİ 2Yok ! Kazancımızı paylaşmayız deniliyorsa eğer, o halde Kooperatif olarak, Belediye olarak teknik önlemleri araştırmalı, bulmalı ve uygulamalısınız.Nasıl ki, Belediye otobüslerinde kart kullanılıyorsa, aynı sistemi minibüsler içinde uygulayabilirsiniz.Hem, piyasada bozuk para dolaşmaz...Paralar elden ele mikrop bulaştırmaz...Yolcu musun ? Muavin misin karıştırılmaz...İnsanların sinir sistemleri bozunmaz...LÜTFEN !!!Bana, HİZMET ALMAM GEREKEN ulaşım araçlarında muavinlik yaptırmayın ve HİZMET VEREN konumuna sokmayın artık...Kim KAMU HİZMETİ ALIYOR, kim VERİYOR karıştırılmasın artık...SAYGILARIMLAT.C. Vatandaşı |
|
|
TÜRKİYEde SATICI VE TÜKETİCİ İLETİŞİMİ |
|
Sayın Tüketici, X alışveriş mağazası, “müşteri memnuniyeti”ni her şeyin önünde tutar. Kanunla öngörülen “tüketici hakları”ndan daha fazlasını, mecbur tutulan tarihten çok önce uygulamaya koymuş bir şirkettir. Büyümesini ve itibarını da, müşterilerinin güvenine ve bağlılığına borçludur. Siz epey kırıcı bir yaklaşımla eleştirmiş olsanız bile, sırf “siz”in için, “siz”in gibi “değerli” müşterilerimiz için, sağlık açısından, hijyen açısından, kalite açısından hassas ürünlerimizi “el”letmiyoruz. Böyle yapmaya da devam edeceğiz. Maalesef ülkemizde sebze ve meyvede “seçme” alışkanlığı, “ürünün iyisini almak” olarak algılanıyor.Hâlbuki yüzlerce insan tarafından ellenmiş/ örselenmiş ürünler, ciddi bir sağlık tehlikesi oluşturmaktadır. Konuyu yanlış değerlendiren bir kısım müşterimizin üzülmesini bile göze alarak, doğru yapmaya ve bu doğruyu anlatmaya devam edeceğiz.Ellemek ve seçmek istediğiniz çilekler, size layık olmasalar, tezgâhımızda yer almazlar. Uzman manavlarımız satıştaki ürünlerimizi sürekli kontrol etmekte, satılabilme özelliğini kaybetmiş ürünleri özel eldivenleri ile sürekli ayıklamaktadır.x, tüketicilerimizin sağlığı için, ülkemizin seçkin kuruluşu Tübitak-MAM ile mağazalarımızın ve tedarikçilerimizin denetlenmesi amacıyla sözleşme imzalamış ilk kuruluştur. Biz 16 yıldır Türkiye’de görülmemiş hediyeleri dağıtmış, bununla mutlu olmuş bir şirketiz. Tek seferde 1.500 kişiye bilgisayar veren başka bir firma yoktur. Bütün kampanya ve promosyonlarımız yasaların öngördüğü şartları yerine getirir.Müşteriyle ilişkimizi daha da yakınlaştırmak olarak gördüğümüz ve sadece “jest” kabul ettiğimiz hediyelerimizle ilgili olarak, “dağıtmak istemiyorsunuz/ ipe un seriyorsunuz” değerlendirmenizi, x büyüklüğünü anlayamadığınız için “maksadını aşan ifade” olarak kabul ediyoruz.Hizmet kriterlerimizi belirleyen tek faktör vardır. O da sizin memnuniyetinizle birlikte sizin menfaatinizdir. Saygılarımızla….
Sayın Satıcı, Kusura bakmayın, Ben edebiyat yapmayı, kelimelerle oynamayı bilmiyorum sizin kadar,Zaten bilsem “Reklam ve Halkla İlişkiler müdürü” olurdum.Laf kalabalığı yapmak sizin işiniz olabilir,Bu konuda benden ÇOK ÇOK İYİ OLABİLİRSİNİZ, Ama ÖNCELİKLE OKUMAYI ÖĞRENMENİZİ ÖNERİYORUM !Ve OKUDUĞUNUZU ANLAYIP, ÖYLE CEVAP YAZMAYI !Neden ?Benim mesajımın hiçbir cümlesinde kelimesinde ELLEYEREK ÇİLEK ALMAK İSTEDİĞİM yazmıyor. VELİNİMETİNİZ OLAN MÜŞTERİYE, "ÇİLEK SEÇMEK YASAKTIR" DEMEYİN.. (ÇİLEĞİN ÜSTÜNE YAZI ASMAYIN) Yazıyor. AÇIKLARSAK DAHA İYİ ANLAMANIZ İÇİN ; - Müşteri sizin velinimetinizdir.o Velinimet ne demek ? Arapça kökenli, Birine, etkisi yaşadıkça sürecek bir iyilik ve bağışta bulunan kimse demek - Velinimetinize, (sizden yaptığı alışveriş, ödediği parayla var olduğunuz, REKLAM ve HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRÜ dahil, Allah’ın verdiği rızka vesile olan kişiye) YASAKTIR diyemezsiniz- Ne çileği, ne de başka şeyin üstüne ELLEMEK, SEÇMEK YASAKTIR yazamazsınızDerdiniz gerçekten dediğiniz gibi, “müşterilerimiz için, sağlık açısından, hijyen açısından, kalite açısından hassas ürünlerimizi “el”letmiyoruz” ise, hijyen ise amacınız, o şeyin – çilek olsun, ekmek olsun, meyve olsun, sebze olsun – başına bir adam koyarsınız, müşterinin istediği kadarını verirsiniz.Müşterinin üzüleceği birşey yok.İstanbul’daki tek market x değil.Gider alacağını başka yerden alır.“Satılabilme özelliğini kaybetmiş ürünleri ÖZEL ELDİVENLE ayıklama” cümlesi ise KÜLLİYEN YALAN! BEN 7 YILDIR GÖREMEDİM O ÖZEL ELDİVENLERİ !Fişimi getirmeyeceğim !Çünkü fişleri biriktirmiyorum. (ÇOĞU İNSAN GİBİ) !Aynı şeyi söylüyorum;HEDİYE ALACAK KADAR ALIŞVERİŞ YAPMIŞSAM - YAPARSAM x alışveriş yerinin büyüklüğü – küçüklüğü benim konum değil.Eğer “Hizmet kriterlerimizi belirleyen tek faktör vardır. O da sizin memnuniyetinizle birlikte sizin menfaatinizdir.” cümlesi doğruysa, O zaman - Ekmekleri de elletmeyin (İnsanlar meyve, sebze aldıklarında büyük ihtimalle yıkıyorlar yemeden önce, ekmekte böyle birşey yok) - Ürün etiketlerine birim fiyatları yazın. (100 gr X ürünü 10 TL ise, birim fiyatının 100 TL olduğunu kanunen etikete koymanız lazım, yıllardır tam anlamıyla yap(a)madınız) - Zaman zaman benim toplayıp, kasanın yanındaki bankoya getirdiğim SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞ ürünleri, siz bir zahmet aldırıverin - Üstünde 60-65 gr yazan, 30’luk kolisi kimi zaman – olması gerektiği gibi – 2 kg, kimi zaman 1,7 – 1,8 kg gelen yumurtaları alırken iyi kontrol edin - Yıllardır – geçmişe göre azalsa da – devam eden, reyon/kasa fiyat farklılıklarını engelleyin - İnsertlerle, broşürlerle duyurduğunuz ürünlerin HEPSİNİN, kampanya başladığı gün mağazalarda olmasını sağlayın. Saygılarımla…. |
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 73 | |